TÜRKÇE DİLİ
Eski adı ile Türkilizce Sözlük

YOL BULMA

Türkçe Dili

1inci yazi

TÜRKİLİZCE: BİR DİLİN İŞGALİ
yazan : Perihan Çelik
kaynak: www.elaziz.net


Bir iş gününün bitiminde, diyelim ılık bir sonbahar akşamı evinize doğru yürüyorsunuz.Rüzgarla dans eden yaprakların sesi içinizdeki şarkıya eşlik ediyor.  Biraz yorgun ama huzurlusunuz. Evde sizi bekleyenleri düşünerek gülümsüyorsunuz. Keyifli bir akşam geçirme düşüyle yürürken birden önünüze çıkan beton parçasına takılarak tökezliyorsunuz. Ya da beklemediğiniz bir anda önünüzde beliriveren çukura düşmemek için kendinizi sağa sola atıyorsunuz. Bütün keyfiniz kaçıyor. Düşleriniz bölünüyor, yolu bu hale getirenlere kızıyor, “Eve gidince yetkililere yazı yazacağım” diyorsunuz kendi kendinize. İşte ben de aynen böyle oluyorum, günümüz Türkçe’siyle yazılan dergileri, gazeteleri ve e-mektupları okurken. Sanatsal bir yazıyı, bir öyküyü, yada köşe yazarlarının makalelerini keyifle okurken, önüme çıkan yabancı ama Türkçe okunduğu gibi yazılmaya çalışılmış sözcüklerle tökezliyorum. Türkçe’mizin içine yerleştirilen,  Türkçe takılarla kullanılan ve benim adına Türkilizce dediğim çukurların  içine düşmemek için sendeliyorum.

 



Gelin hep birlikte edebiyat dergilerinin birinden aşağıdaki  satırları  okuyalım. “…..sonsuz göçebelik çağına ait bir ilk fantazmanın takipçileri: içlerinde biryerde, kronik bir demir atma-demir alma gelgit mühürlü. ……Bütün otellerde tekrarlanan durumlar, işlevler, bir jest ve ritual haritası, kısacası içerikler ve biçimler vardır biryandan. …. Hiçbir otel ötekisinin duplikatası değildir.” (Kitaplık, sayı 63, yaz 2003). Başka bir dergide yazar  “…halk dalkavukluğu sentimentalizmiyle okuru sömürmektir.” diyor. “öznelciliği aşan bir kontstrüktivist düzenleme…” sözcüğü ile çukurlar eşmeyi sürdürüyor yazar. Başka bir köşe yazarımız ise  kendisini “hızlı gonzales’in kadın verziyonu” olarak tanımlıyor.

 

E-mektuplardaki yazışmalar ise içler acısı. Bir kere, zaten hemen herkes  “e-mail” diyor elektronik mektup yerine ve şöyle cümlelerle yazışılıyor. “..browserim iyi çalışmıyor. Bazı linklere bakabilirsiniz. Bugün presentasyonum var. …maillerimi hergün çek ediyorum.” Örnekleri daha da çoğaltabiliriz ama korkarım benim yazacaklarıma yer kalmayacak.

 

Hepimiz yurdumuzu, bayrağımızı kuşkusuz çok seviyoruz. Onları yabancıların işgalinden  korumak için elimizden geleni yapmaya hazırız. Peki aynı şeyi dilimiz için neden yapmıyoruz? Dil, kısaca insanlar arasındaki anlaşma ve iletişim aracıdır diye tanımlanır. Dilin insanların topluca yaşamaya başladıkları dönemlerde birbirleriyle anlaşma gereği duymalarından doğarak ulusu oluşturan temel öğelerden biri haline geldiğini bilmeyen yoktur. Yani bir ulusu öteki uluslardan ayıran temel niteliklerin başında gelir dil. Mustafa Kemal Atatürk bu konudaki tavrını “Türk demek dil demektir” sözleriyle ortaya koymuştur. O, Türkiye’yi işgalcilerden kurtarma mücadelesi verirken, Türkçe’nin de gelişmesi, yabancı dillerin işgalinden korunması için çaba göstermiştir. Atatürk; “Milliyetin en bariz vasıflarından biri dildir. Türk herşeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır.” diyerek, devşirme dil Osmanlıca'ya karşı kesin bir tavır almıştır. Dil devrimi ve Türk dilini korumak, arındırmak ve geliştirmek için kurulan Türk Dil Kurumu  onun  eseridir.

 

Bugün ise, ülkemizde anadilini kullanmadan konuşmak ve yazmak beceri sayılıyor. Printer yerine yazıcı sözcüğünü kullananlara cahil gözüyle bakılıyor. Asırların pamuğu, koton oluyor. Bırakın bilimsel yazıları, günlük konuşma dilinde bile yabancı sözcüklerden geçilmiyor. Şoför, “doldur oğlum” demiyor ful olsun! diyor. Türkler karşılaştıklarında “hay’laşıyor” ayrılırken “bay’laşıyor”. Türkiye de salt işyerleri değil, dergi ve gazete adları da yabancı, çoğu İngilizce sözcüklerden seçiliyor. Dilimiz, ne yazıkki başta görsel yayın olmak üzere, yazar ve gazetecilerimizin elinde yabancı diller tarafından işgal ettiriliyor. Bunu önlemek o dilin sahibi olarak bizlere düşmez mi? Yurt dışındaki bir öğrenci derneğinin imzası olarak kullanılan, e-posta kutusundaki bir şiiri yazamadan geçemiyeceğim.

 

Hani hasretler yaşanır ya,
Hiç bitmeyen,
Hani uzun yollar olur ya,
Sonu gelmeyen,
Hani yüce dağlarda kar olur ya,
Hiç erimeyen
İşte ben seni öyle seviyor,
Ve senin adınla övünüyorum canım TÜRKİYEM.

 

Bu şiirde Türkçe’nin ne kadar güçlü ve zengin bir dil olduğunu hepimiz görüyoruz. Atatürk Türk Dil Kurumu’nun açılışındaki konuşmasında “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca müessirdir (etkendir). Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeterki bu dil şuurla işlensin. Ülkelerini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.” diye, sanki bugünleri görüyormuş gibi, ısrarla yazıp söylemiştir. İşin en acı yanı ise Atatürk’ün, Türkiye’yi ve Türk dilini teslim ettiği, gençlerimizin elinde yozlaşıyor Türkçe. Bu yozlaşmayı önleyecek olanlar, Türkçe’ye sahip çıkan bizler değil miyiz? Türkilizce durumuna getirdiğimiz dilimizle mi övüneceğiz? Yoksa İngilizce sözcüklere Türkçe ekler getirerek, o dili de baltaladığımızla mı? Bence, biz eğitimciler, öğrenciler, yazarlar ve gazeteciler; anadilimizi kendi özüne ve kurallarına uygun olarak, İngilizce’siz kullanma cahilliğimizle övünelim. Dilimize karşı saygılı ve duyarlı olalım. Türkçe yazıp Türkçe söyleşelim. Yollarımıza beton parçaları atılmasına, çukurlar açılmasına izin vermeyelim. Değilse, daha çok tökezleriz.

 

Dilbilimci, öğretmen ve yazar Atilla Özkırımlı’nın “Duygularını ve düşüncelerini başkalarına iletebilmenin, okuduğunu anlayıp anlatabilmenin, daha doğrusu düşünebilmenin yolu anadilini kullanabilmekten geçer.” sözlerine içtenlikle katılıyorum. Dilimizin yabancı dillere işgal ettirildiğini, yıllardır yabancı bir ülkede çalışıp-yaşamakta olan biri olarak, bundan büyük üzüntü duyduğumu belirtmek istedim. Özünde zengin ve güçlü olan Türkçemiz ile daha anlamlı ve sağlıklı iletişim kurabileceğimizi anlatmaya çalıştım. Hepinizin dili ve gönlü hoş olsun. Atatürk’ün yaptığı devrimler sayesinde göğsümüzü gererek Türküm, Türkçe konuşuyorum”  diyebildiğimiz bir döneme kavuştuğumuz  Cumhuriyetimizin sekseninci yılı kutlu olsun.

<Önceki Yazı | Sonraki Yazı>
 
4810 ziyaretçi+1966 TS ziyaretçisi buradaydı!

Türkçe Dili 0.3 © Sarsıntı Web Teknolojileri 2009
Bu site turkilizce.tr.gg sitesinin devamıdır.

Bu site en iyi gecko, KHTML tabanlı ağ tarayıcılarında ve opera'da 1024×768 ekran çözünürlüğünde çalışabilir
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=